TÜRKİYE’DE DOKTOR OLMAK…


Akranlarım çok iyi hatırlayacaklardır…
Ünlü komedyen Levent Kırca’nın parodilerinde ki doktor hasta diyaloglarına ‘Pes doğrusu bu kadarda olur mu?’ demeyeniniz yoktur eminim…


Kırca’nın parodilerinde muayene olmaya giden hastalara topyekun reçete yazılması bununla beraber ameliyathanelerde ki hijyen yoksunu görüntüler aslında abartılıyor gibi gözükse de o yıllarda bir Türkiye gerçeğiydi…
1996 senesinde babasını doktor ilgisizliğinden annesini de yine geçtiğimiz yıl doktor hatasından kaybeden biri olarak hastaneler ve doktorlara karşı hep önyargılı tavır içinde olmuşumdur…
Nasıl olmayayım canınızdan can gidiyor ve bunu yalnızca ilahi taktire bağlıyorsanız o zaman duygularınızda sorun vardır kanaatindeyim…
****
Yıllarca Mumcu Caddesi’nde hastalarını sırtlarına alıp sosyal güvencesi olmasına karşın varını yoğunu doktor muayenehanelerinde geçiren insanımızı da gördük…
Hastane masraflarını ödeyemediği için hastasını rehin bırakanları da…
Birde bu yetmezmiş gibi sağlık personeli tarafından azarlanan horlanan insanlarımızın olduğunu da göz ardı edemeyiz…
****
Kanaatim odur ki Türkiye artık bu kabustan uyanmış sağlıkta reformlarla tüm olumsuzlukları arkasında bırakmıştır…
Artık iflas etme noktasına gelmiş SSK’larda eczane kuyruklarına son verilmesi de Türkiye için büyük bir kazanım olmuştur…
***
Öteden beri Sağlık Eski Bakanı Recep Akdağ’ın hizmetlerini görmezden gelenlere hep şunu söylemişimdir…
Eski Bakan sağlıkta marka olacak projeleri ile Türkiye’de büyük bir dönüşümün öncüsü olmuştur… Bilhassa Erzurum’da bir hastaneye muayene veya tedavi olmak için gittiğinizde ‘Acaba bakan Akdağ’ın yakınımıdır’ diye yaklaşımlarla iyi muameleye tabi olmanız bile kazançtır.
***
Türkiye’de doktor olmak dedik cümlemizin başında…
Doktorluk gerçekten de zor zanaat…
Bazen taktirin önüne geçemediğinizde hasta yakınlarının ‘katil’ damgasına maruz kalırsınız…
Geceniz gündüzünüz birbirine karışsa da her daim önyargıların hedefindesinizdir…
Bu meslek öyle bir meslektir ki işin içine para denen menfaat materyalini kattığınızda ne başarılı olabilirsiniz nede taktir görürsünüz…
Maalesef yıllarca karşısına gelen hastaları büyükçe bir banknot gören hekimlerin varlığını da inkar edemeyiz…
***
Çok sevdiğim bir doktor ağabeyimin çok meşhur bir sözü vardı…
Bazı meslekler vardır ki ancak entelektüel insanların yapacağı mesleklerdir…
Yıllarca doktorlar tarafından mağdur edilen avukatlar tarafından sömürülen insanlar bir gün bu mesleğe tabi olduklarında ezilmişlik sömürülmüşlük duygularını başkalarına da yaşatırlar demişti…
Hal böyle olunca da tıpkı gelenek gibi görülen hasta doktor ilişkilerinde ki ezen ve ezilen ilişkisi böylece devam eder…
Son yıllardaki sağlık sistemindeki büyük dönüşümler sayesinde artık ezenin ezilenin az olduğu düşünüldüğünde gelecek yıllarda ki sağlık çalışanlarının gayesi hizmet güler yüzlü bireyler olmasını temenni ediyorum…

SERHAT VANÇELİK KİMDİR? 
1968 yılında Erzurum’da doğdu. Tüm eğitim yaşamını Erzurum'da tamamladı. 1992 yılında Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun oldu. 1992 - 1993 yılları arasında Hakkari ili Yüksekova İlçesinde Mecburi Hizmetini tamamladı. 1993 yılı Ekim ayında Erzurum Merkez Evrenpaşa Sağlık Ocağına Hekim olarak atandı. 1994 - 1996 yılları arasında Sorumlu Hekim olarak görev yaparken TUS'u (Tıp Uzmanlık Sınavı) kazanarak 1996 yılında Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalında Araştırma Görevlisi olarak göreve başladı. 1999 yılı Kasım ayında Uzman olduktan sonra, 2000 yılında Yardımcı Doçent olarak atandı. 2000 - 2002 yılları arasında Sağlık Bakanlığı ile Atatürk Üniversitesi arasında imzalanan protokol çerçevesinde Pasinler Eğitim-Araştırma Sağlık Grup Başkanlığı bölgesinde Sağlık Grup Başkanı olarak görev yaptı. Yayın ve sözlü sınav aşamalarından geçerek 2009 yılı Ocak ayında Doçentlik unvanına sahip oldu. Yirmi Ulusal ve sekiz Uluslararası yayını bulunmakta olup; uluslararası ve ulusal bilimsel kongrelerde yayınlanmış yirmi üç bildirisi mevcuttur. İyi derecede İngilizce bilmektedir. Evli ve bir çocuk babasıdır.

10 YILDA 30 YILLIK MESAFE KAT ETTİK 
Sizlerin beğenisi ile her hafta istikrarlı bir şekilde devam ettirdiğimiz ‘PORTRELER’ başlıklı yazı dizisinde bugünkü konuğumuz Erzurum İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Serhat Vançelik’ti. Doç. Dr. Vançelik’in sağlıktaki dönüşümler ve mevcut sorunlarını dile getirdiği söyleşide özellikle Sağlık Eski Bakarı Recep Akdağ’a övgülerine yer verdik.

BU MESLEĞİ ANNEM İSTEDİ 
Sayın Vançelik, küçük yaşlarda çocuklara ‘büyüyünce ne olmak istiyorsunuz’ diye sorulduğunda doktor ya da öğretmen olmak istiyoruz cevabını alırsınız. Siz de bu mesleğe o yaşlar da mı karar verdiniz? 
Henüz okul çağına gelmeden önce doktor olmam annemin isteğiydi. İlkokulda başarı bir öğrenci olunca annemin isteği daha da arttı. Üniversitede ilk dört tercihim tıp fakültesiydi. Zaten başkada tercih yapmamıştım. Ailevi şartlar nedeniyle babamın memuriyeti nedeniyle dışarıda okumak zor olacağı için eğitimimi Erzurum’da sürdürdüm. O yüzden Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesini tercih ettim. Aldığım puanlar o dönem Ankara Tıp Fakültesini kazanmaya yetiyordu. Maddiyat ön plana gelince Erzurum öncelikli tercihim oldu.

DOKTORLUK FEDAKÂRLIK MESLEĞİDİR 
Size göre doktorluk mesleğinin zorlukları nelerdir?
Öncelikle 1993 yılında Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olduğumu hatırlatmak isterim. 20 öncesine kıyas yaptığımızda Türkiye’de ki hekim sayısı gelişmiş ülkelerin 3 de 1’iydi. Son beş yıldır kontenjan artmasıyla birlikte Türkiye’de ki hekim sayısı Avrupa Birliğindekinin hekim sayısının yarısı oldu. Dolayısıyla şu gerçek ortaya çıkıyor. AB’deki hekimlerden iki kat daha çalışmak zorunluluğu oluyor. Haliyle meslekteki sıkıntıların olması muhtemeldir. Karşınızdaki acziyet içerisindeki olan insanlara hizmet vermek gerçekten çok zor. Bölge Eğitim Araştırma Hastane’sinin acil servisini düşünün orda ki birkaç arkadaşımız acil serviste bin tane insana hizmet veriyor. Takdir etmek gerekir ki zor bir iş. Ailenizden çocuğunuzdan fedakârlık etmeniz gerekir. Bu zorluğu kabul etmezseniz gerçekten ileriki meslek yaşantınızda da zorluklar çekersiniz.

SAĞLIK HİZMETİNDE MEZRALARA BİLE ULAŞABİLİYORUZ
Bildiğiniz üzere Türkiye’nin coğrafi olarak en büyük illerinden birisi Erzurum. Buna paralel yine Türkiye’de en fazla köyü bulunan bu şehirde sağlık hizmeti vermenin sıkıntıları nelerdir? 
Erzurum Konya’dan sonra Türkiye’nin en büyük coğrafyasına sahip bir il. 25 bin kilometrekarelik bir alana sahip. Bu coğrafya dağınıklıkla beraber dağla bölünmüş olması ayrı bir handikap. Karasal ikliminde hâkim olduğu bir şehirde hizmet vermek kolay değil. Bazı Avrupa ülkelerinden bile daha büyük bir coğrafyaya sahibiz. Malumunuz her bir ilçenin nüfusun büyük kısmı köylere dağılmış durumda. Her birinde 70-80 insan var ve bunlara hizmet vermek zorundasınız. Kar yağışının olduğu dönemde bile o bölgeye hizmet götürmek zorunluluğunuz var. Allaha şükür devletin imkânlarının artması sadece köyler değil mezralara bile hizmet vermemizi kolaylaştırdı. Nasıl kolaylaştı, Karayazı’nın Elmalıdere Köyündeki bir vatandaş hastalandığı zaman diyelim ki Aralık, Ocak ayları ve kışın yoğun olduğu zamanlar köy yolu kapalıysa snow track dediğimiz yolu açan araçlarla gidiyoruz. 

5 BİN SAĞLIK PERSONELİ GÖREV YAPIYOR 
Erzurum’da sağlık kurumlarında personel eksikliğiniz var mı? Toplam kaç doktor ve sağlık personeli ile hizmet veriyorsunuz? 
Şu anda toplam 5 binin üzerinde yardımcı sağlık personeli ve sağlık personeli Erzurum’da çalışmakta. Ayrıca 2 binin üzerinde hizmet alımı ile taşeron firma elemanı çalışıyor. Uzman hekim olarak 350’nin üzerinde hekimimiz var. Yaklaşık 190’ı Bölge Eğitim Araştırma hastanesinde diğerleri ilçeler ve diğer hastanelerde çalışmaktadır. 

İNSAN ODAKLI ÇALIŞIYORUZ 
Hastalara ulaşamadığınız durumlarda ne yapıyorsunuz? 
Bunlar yaşanmış örneklerdir. Eğer karayoluyla giden ekiplerimiz hastanın sorununu çözemiyorsa ambulans helikopterlerimizle devreye giriyoruz. Helikopterimiz o hastayı alıyor üniversite ya da Bölge Eğitim Hastanemize götürüyor. İşte bu entegre bir hizmet anlayışımız olmasa özellikle kırsal alanda yaşayanlar çok mağdur olacaktı. Ama bir şekilde paletli ambulans, snow track, helikopter ambulans veya çok acil durumlarda jet ambulans geliyor, gerekiyorsa Ankara’ya kadar hastayı götürüp tedavisini başlatıyor. İşte bu sistemi kurmak çok önemli. Bence sağlıkta dönüşümün en önemli ayağı budur. Vatandaş nerde yaşarsa yaşasın o hizmeti vermek zorundasınız. İnsanlar 5-10 yıl sonra tarihte sağlık dönemini yazdıkları zaman Osmanlıda ki sağlık dönemi, Refik Saydam zamanındaki sağlık dönemi, Adnan Adıvar dönemi ve en son 1960 Sağlıkta sosyalleştirme dönemi diye anlatılır. Ama eminim ki ben 2002 yılı sonundan itibaren başlayan sağlıkta farklı bir yola girmiş olduk. Fark neydi bence Fark şudur; Merkezde devlet değil merkezde insan var ve insanın sağlık hizmetini alırken nasıl kolaylaştırılabiliriz mantığı ön plandadır. Hatırlarsınız SSK hastanelerinde eczane kuyruklarını. Kişi SSK’lıysa Numune Hastanesinden hizmet alamaz gibi olumsuzluklar kaldırılarak insanın hastanelere erişimleri kolaylaştırıldı. Sağlıkta dönüşüm programı ile bunlar gerçekleşti. Yüksek feraset yeteneğine sahip bakanımız tarafından kısa sürede değerlendirildi. Eski bakanımız Recep Akdağ’ın yaptıklarını inkar edemeyiz. Sağlıkta Dönüşüm Programının yegâne mimarı odur. Teorik ve pratik altyapısını tamamen oluşturan Recep Akdağ’dır. 

SAĞLIK MEMNUNİYETİ; ANKETLERDE YÜZDE 77 
2002 yılından sonra sağlık alanında ne değişti? 
Sağlık alanında çok büyük ilerlemeler kaydedildi. Bir insan sağlık hizmetini en kolay alabilir felsefesi yer almalıdır. Bütün sağlık çalışanlarında bu felsefe yerleşmiştir. Bir insan geldiğinde ben acaba bu insanın sorununu nasıl çözebilirim mantığı artık kültür haline gelmiştir. Çok önemli bir değişim. 10 yılda gerçekleştirmek kolay değil. Açık konuşmak lazım. Erzurum’da bir zamanlar doktorların yüzde 90’ının muayenehanesi vardı. Mumcu caddesi muayenehane kaynıyordu. Gitmediğiniz sürece hizmet alamıyorsunuz. O insanların hizmet alabilmesi için 3-4 katlı asansörsüz binalara hastanızı sırtınıza alıp muayenehane çilesine ortak oluyorsunuz. Hem para veriyordunuz hem de ezilerek büzülerek hastaneye kabul ediliyorsanız şanslısınız. Hastanenin yüzde 80’i dört veya altı kişilik koğuşlardan oluşuyordu. Hani dedik ki insana insan gibi hizmet vermek temel mantığımızdır. Hastayı tek düşünmemek lazım. Hastaya bakan refakatçi var orda bir sandalye bulunurken o bile lükstü önceden. Ülkemizde bulunan hastanelerin tamamında refakatçi koltuğu banyosu tuvaleti vardır. Refakatçilerin sorunlarını da görmezden gelemezsiniz. 10-15 gün içerisinde hastaya bakacaksınız ve yatmayacaksınız. Bu mümkün mü? İnsanın fıtratına aykırı bir şey. İnsana odaklı olunca refakatçiyi düşünmek onunda rahatını gözetmek gerekiyor. Diğer kamu hizmetleri ile kıyaslandığında Türkiye İstatistik Kurumunun yapmış olduğu anketlerde yüzde 77 ile en fazla halkın beğendiği kurum arasındayız. Bu anketler her yıl yapılıyordu. 2002 yılından önce bu oran yalnızca yüzde 39’du. 

İLÇELERİMİZDE ORTAÇAPLI AMELİYATLAR YAPILABİLİYOR 
Yine önceki yıllarda dikiş atılacak kadar en küçük operasyonlarda bile ilçelerden merkeze sevkler vardı. Şimdi de bu tür sevkler yapılıyor mu? İlçe hastanelerimizin fiziki iyileşmeleri ne durumda? 
Şu anda nüfusu 18 binin üzerinde olan tüm ilçelerimizde ameliyatlar yapılacak şekilde ameliyathanelerimiz hazırdır. Çok büyük kapsamlı olmayan ameliyatlar rahatlıkla yapılabiliyor. En zorlu kış şartlarında Erzurum merkeze gelmekte en çok zorluk çeken ilçeler güney ilçeleridir. Buralarda ki Oltu ilçemizde 18 uzman ile civar ilçelerimize hizmet vermekten öte Ardahan’a bile hizmet verebiliyor. Refakatçinin kendi ailesini bırakıp hastası ile ilgilenmesi çok zor oluyordu. İlçelerimizde basit ve orta düzeyde ameliyatlar için hizmet verebiliyor. Sağlık bakanlığı 29 sağlık bölgesine ayrılmış durumda. Her bir sağlık bölgesinde bir tane başkent var. Erzurum, Kuzeydoğu Anadolu Bölgesinin sağlık başkenti. Van ve Diyarbakır gibi yerlerde sağlık başkenti olarak hizmet veriyor. Buz bu anlamda etrafımızdaki Ardahan, Iğdır, Bayburt Ağrı, Erzincan gibi illere hizmet veriyoruz. 

SAĞLIK TURİZMİ İÇİN CAZİBE MERKEZİYİZ 
Erzurum’da toplam hastaya hizmet verebiliyorsunuz? 
Erzurum’un toplam hasta hinterlandı 2 milyon kişiden oluşuyor. Sağlık kampusunu neden bu şekilde genişleterek yapıyoruz söyleyeyim. Bölge Eğitim Hastanesi ile 1500 yatağa kavuşmuş olacağız. Coğrafya olarak Avrupa’ya uzağız ama bizim hem para hem itibar kazandıracak prestij anlamında sağlık kampusu yaptıracak imkanımız var. Daha geçen hafta Bakü’deydik KUDAKA ile beraber bir toplantıya katıldık. Özellikle Nahçıvan, Bakü, İran, Kırgızistan gibi ülkelerin insanlarına hastalık tedavisi yapmamız mümkün. Türkiye’nin bölgede lider bir ülke olduğu düşünüldüğünde sağlık turizminin gelişmesi içten bile değil.

TAM GÜNDEN TAVİZ VERMEDİK 
Sağlıkta Dönüşüm Programı Çerçevesi’nde tam gün yasasından geri adım mı atıldı? 
Bizim temel felsefemiz vatandaşın işini ona en az zarar verecek veya hiç zarar vermeden hizmeti ulaştırmaktır. Son uygulama ile üniversite hocalarımıza 55 TL gibi cüzi bir rakamla muayene olunabiliyor. Bu anlamda tam günün etkilendiğini düşünmüyorum. Çok minimal bir taviz vermiş oluyoruz. İnsanı ana merkeze oturttuğunuzda tam gün yasası kaçınılmazdır. Hekimlerin menfaati gözlendiğinde vatandaştan para alarak hizmeti götürmeye çalışırsanız insan odaklı hizmet olmuyor. Dediğimiz gibi bu mesleğe atıldığımızda fedakârlığın baştan olacağını kabullenerek kabul ediyoruz. Etik olmayan ahlakı olmayan yanlış bir uygulamadır. Mumcu Caddesi manzaraları hiçbirimizin tasvip ettiği manzaralar değildi. O zamanki hekim arkadaşları kınamıyorum sistem öyle gerekliydi. Ama şu an ortalama bir uzman hekim, maaş artı yaptığı işle beraber 8-9 bin TL gelir elde ediyor. Türkiye genelinde azımsanacak bir rakam değil. Türkiye’nin şartları düşünüldüğünde rahat geçim sağlanacak bir paradır. 

DEVLETİN KALİTESİ ÖZEL POLİKLİNİKLERE CAZİBEYİ AZALTTI 
Özel polikliniklerin sayısında ki azalmaların sebebi nedir? 
Sistemdeki temel değişim neydi? vatandaş 2002 yılına kadar toplam sağlık harcamalarının yüzde 20’sini cepten ödüyordu. Şimdi bu rakam yüzde 10’lar civarında. O yıllarda devlet hastanelerinden hizmet alamıyordu. Böyle olunca da mutlaka özel sektöre gitmek zorunda hissediyordu kendini. Şimdi bölge hastanesinde iki kişilik odalarda refakatçilerde rahat, doktorlar yeterli niye cepten ödesin ki. Küçük çaplı tıp merkezleri cepten ödemeye dayalı olduğu ve vatandaşın özel sektöre ihtiyacı olmadığı için cazibesi de kalmadı haliyle kendiliğinden birçok yer kapandı. 

TÜM HARCAMALAR VE PERSONEL HAVUZ SİSTEMİNDE 
Tüm hastanelerin tek elden yönetimi için kurulan Genel Sekreterlik hakkında bilgi verir misiniz? 
Bakanlığımızda değişim süreci olarak merkezdeki ve ilçedeki tüm hastaneler Kamu Hastaneler Birliği adı altında Genel Sekreterliğine bağlandı. Prof. Dr. Fazlı Erdoğan’ın yönetiminde merkezdeki hastaneler ve 11 ilçe hastanesi bağlandı. Çok küçük ilçe hastaneleri Halk Sağlığı Müdürlüğü’ne bağlı. Temel bakış açısı şu. Hastanelerin profesyonel olarak hizmet vermesini sağlamak. Yani malzeme alımından tutunda personel planlamasını tek elden nerde kaynak ihtiyacı veya fazlalıklar varsa kaydırma yönüyle etkin bir şekilde kullanma amacındayız. Personel görevlendirmelerinde biraz sıkıntılarımız oldu. Burada bir havuz sistemi olduğu için nerde eksik varsa bu arkadaşlar orda değerlendiriliyor. Tüm alımların tek elden yapılması ekonomik kazançta söz konusu oluyor. Yönetici arkadaşlarımız zaten performansa bağlı başarıları artış gösteriyor. Şu an altı aylık bir oluşum oldu. Ama pozitif getirileri ve kazanımlarını görebiliyoruz.

BATI İLLERİNDEN ERZURUM’A HASTA GELİYOR 
Bir zamanlar Erzurum’dan İstanbul ve Ankara’ya hastaların sevkleri oldukça fazlaydı. Şimdilerde aynı durumlar söz konusu mu? 
Şunu söyleyeyim. Biraz evvel bahsettiğimiz gibi bin hastadan ancak biri Ankara İstanbul gibi metropol illere gidiyor. Genelde batı illerine giden hasta sevklerinden çoğu çoklu organ kopmaları ve onkolojik tedavilerden kaynaklanıyor. Bu tür ameliyatları Erzurum’da da yapabiliriz ama fiziki şartların önemi büyüktür. Bazen de çok ileri düzey yayılmış kanser ameliyatlarında gönderiyoruz. Erzurum sağlık alanında doğunun Paris’i. Yalnız civar illerinden değil de batı illerinde yaşayıp ta kuzey ilçelerine tatil için gelenlerin önemli kısmının hizmet aldığını gördük. Erzurum’da ki hastanelerde batı illerinden daha kolay hizmet aldıklarını söylüyorlar. Ağız diş sağlığı konusunda da kolay hizmet alınabiliyor. 24 saat hizmet veriliyor. Çok modern ameliyathanelerimiz mevcut. Artık batı illerinden gelen Erzurumlularda orda hizmet alıyorlar.

HİZMET KALİTEMİZ MHRS ÇAĞRILARINA İLGİYİ AZALTTI 
Tüm Türkiye’ye hizmet veren MHRS’nin merkezi Erzurum’da olmasına rağmen yeterli ölçüde ilgi görmediği söyleniyor. Bunun sebebi nedir? 
182 randevu sistemi çok beklenildiği oranda artıramadık. Araştırma yaptık, anket yaptığımız kişilerin yüzde 85i MHRS’den haberdar ama ne var ki randevu talep edenler yüzde 10’u geçmiyor. Haberiniz var ama neden böyle bir hizmeti almıyorsunuz diye sorduk. Dediler ki zaten en fazla yarım saatlik beklemeyle hizmet almamız mümkün. Bekleme süresi kısa olduğu için ihtiyaç duyulmuyor. Batı illerinde randevulu sistem çok talep görüyor. Erzurum’da vatandaş randevuya ihtiyaç duymuyor. Çok sıra beklemediği için bu anlamda daha rahat hizmet aldıklarını her fırsatta dile getiriyorlar.

MHRS İLE İSTİHDAMA CİDDİ KATKI SAĞLANDI 
Erzurum’a yapılan bu kadar yatırımın istihdama yansıması ne oldu? 
Sayın bakanımız Recep Akdağ sayesinde Erzurum’un sağlık dışındaki sorununu da çözmüş oldu. 1400 kişi şu anda çağrı merkezlerinde çalışıyor. Toplam 1400 kişiye iş kapısı oldu. Azımsanacak bir proje değil. Bunun haricinde 2 bin kişi ek hizmet alımıyla istihdam ediliyor. Yani toplamda 3400 kişi sağlık sektöründe istihdam edilmiş oluyor. Gençlerimize umut ışığı olduğu için bu projenin devamlılığını diliyoruz. Ciddi bir katkı sağladı. Birkaç dakika içerisinde sadece branşa değil isim vererek istediğiniz doktora muayene olmak istediğinizi belirtip randevu alabiliyorsunuz. Gereksiz yoğunlaşmanın önüne geçiliyor. Günümüzde zaman oldukça kıymetli. Çağrı merkezlerinde şimdilik istihdam artışı düşünülmüyor. 

SAĞLIK KAMPUSU BÜYÜK KOLAYLIKLAR GETİRECEK 
İnşaatı halen sürdürülen Sağlık Kampusu’nun ne zamana bitirilip hizmete geçirilmesi düşünüyor? 
2014 Eylül Ekim ayları gibi sağlık kampusunun bitirilmesi düşünülüyor. 100 yataklı anne otelimiz ve özellikle yeni doğan servisinde annelerin daha rahat ikamet etmelerini amacındayız. Her biri 150 yataklı olan kadın doğum, çocuk Servisi, göğüs kalp damar cerrahi hastanesi ve onkoloji hastanesi kuracağız. Ayrıca ortak mekanda 100 yataklı yoğun bakım olmak üzere toplam 1500 yataklı büyük bir kampusu Allah nasip ederse hizmete açacağız. Otoparkıyla beraber 20 bin metrekarelik alanlı hastaneler grubu birbiriyle bağlantılı olarak düşünüyoruz. Türkiye’de 5 cihazı olan onkolojik tedavi cihazının bile teminini sağladık. Erzurum’da bulunmayan cihazımız yok. 

HEKİM SAYISINDA HEDEFİ TUTTURMAK İÇİN 15 YIL GEÇMESİ LAZIM 
Sağlık Eski Bakanımız Recep Akdağ, zamanında hekim ihtiyacının giderilmesi için başlatılan ithal doktor projesi ne aşamada? 
Öncelikle şunu belirtmek isterim ki Sağlık Eski Bakanımız Recep Akdağ’ın hizmette kaliteyi yakalamak adına başlattığı ithal doktor uygulaması yerinde bir karardı. Fakat ithal doktorların bakanlığın belirlemiş olduğu sınavı geçmesi gerekiyordu. Haliyle kriterlerimiz ağır olduğu için yeterli ölçüde ithal hekime görev verilemedi. Ayrıca bilinmesi gereken başka bir husus var. Hekim sayısının ülke genelinde yeterli olduğunu söylemek mümkün değil. Türkiye’de ne kadar kontenjan artarsa artsın 15 yıldan önce AB ülkelerine yetişmemiz mümkün değil. Avrupa’dan gelen hekimlerin Türkiye’de görev yapılmasını kolaylaştırmalar olmadı. Sınavları geçmeleri dil bilme zaruri yeti ithal hekimin gelmesini engelledi.

TAM GÜN YASASI EĞİTİME KATKI SAĞLAYACAK 
Hali hazırda Tıp Fakülteleri’nde öğrencilerin teorik eğitim dışında yeterli ölçüde pratik yapamadıkları bu yüzden yeterli ölçüde mezun verilmediği iddia ediliyor. Kadavra bulmakta bile zorlanan fakülteler varmış. Bu olumsuzluğun aşılması için neler yapılmalı? 
Eğitimlerin yeterli verilmemesinde en büyük sıkıntı hocaların eğitime yeterli ölçüde zaman ayırmaması olduğunu söyleyebilirim. Vakitlerinin önemli bir kısmını muayenehanelerine ayırıyorlardı. Tam günün en büyük kazanımı bu oldu. Eğitimci doktorlarımızın önemli kısmı eğitim gücüne geri döndüler. Muayenehanesi olan bir doçent muayenehanedeki hastalarına vakit ayırdığı gibi hastalarına da vakit ayırmak zorundaydı. Böyle bir insanın tıp eğitimine vakti olacağı düşünülmüyordu. Ben kendi üniversitemden biliyorum. 1982 de mezun oldum uzmanlığımı buradan aldım 6 yıl tıp eğitimi 5 yıl asistanlık eğitimi 4 yıllık uzmanlıktan şunu anladım ki Atatürk Üniversitesinde eğitimler çok iyi gidiyor. Muayene hakkı olanlar bile muayenehane açmazdı bile. Üniversitemiz köklü bir üniversite ve tıp fakültesinin eğitimleri takdire şayandır. Pratik eğitim eğitiminin halen daha çok iyi düzeyde olduğunu söyleyebiliriz. Hakkari Yüksekova’da görev yaptığım zamanlardan bilirim, Atatürk Üniversitesi’ndeki iyi eğitimimden dolayı acil servislerde çok rahat müdahale edebiliyorduk. Diğer başka üniversitelerden gelen arkadaşların hastaya müdahalelerinde sıkıntılar vardı. Teorik eğitimin yanı sıra pratik olarak hocanızın size göstermesi gerekiyor. Stetoskobu taktığınızda hangi sesi duymanız gerektiğini hocanızın size göstermesi lazım. Aksi taktirde yıllarca geçse öğrenemezsiniz.

SAĞLIK RAPORLARINDA ŞİKAYETLER DAHA FAZLA 
Sağlık konusunda en çok aldığınız şikayetler nelerdir? 
Özür raporlarına itirazlar çok oluyor. Devlet tarafından özürlü olanlara maaş bağlama uygulaması ile o maaşı elde etmek için rapor alıyorlar ve itirazlar daha fazla. Çok şükür diğer konularda pek fazla şikayet almıyoruz. Bu da sağlıktaki dönüşümden dolayı memnuniyetin fazla olduğunun en büyük kanıtıdır herhalde.

BAKAN AKDAĞ, SAĞLIKTA MARKA OLMUŞTUR 
Sağlık Eski Bakanı Recep Akdağ’ın Erzurum’a hizmet noktasında ne gibi katkıları oldu? 
Sayın Recep Akdağ’ı zikretmeden geçemeyeceğim. Bugün gelinen aşamada onun yönlendirmesiyle bu aşamaya gelindi. Doğduğum şehre ahde vefa anlamında üniversiteyi bırakıp buraya geldim. Her türlü kaynağın seferber edilerek Erzurum halkına çok kolay hizmet edileceğini görerek geldik buraya. Şunu demek lazım Erzurum’da ki ilçe hastanelerinin tamamı 2007’den sonra bitirilmiştir. Önceki manzara şuydu. Hastane yoktu ilçelerde 30 bin nüfuslu Tekman’da 1960 yapımı sağlık ocağı vardı. Geldiğimiz noktada tüm ilçelerde modern hastaneler ve sağlık ocaklarımız mevcuttur. Önceki dönemleri de çok eleştirmemek lazım o yıllarda eminim ki çok idealist yönetici arkadaşlar vardı ama kaynakları sınırlıydı. Ne kadar hizmet vermeye kalkarsanız engeller olduğu müddetçe hizmet yapmanız mümkün değildir. Şu anda rahatlıkla şunu söyleyebilirim sağlık bakanımızın sayesinde sağlık kampusu bittikten sonra Erzurum’a en az 30 yıl sağlık tesisi yapılmasa bile rahatlıkta hizmetler verilebilir.

AİLE SAĞLIĞI MERKEZLERİMİZ MODERNİZE EDİLDİ 
Aile Sağlığı merkezlerimizin binalarının 3 te 2 si fiziki yenilemeler yapıldı. Ceylanoğlu Aile Sağlığı Merkezi ve Abdurrahman Gazi’ye Aile Sağlığı Merkezi gibi yenilenmiş merkezlerimiz var. Beldelerimizde olan Aile Sağlığı Merkezlerimizde bile sobalı yerler yok. Hepsi kaloriferli sistem ile ısıtılıyor. 

AMBULANSLARIN MAZOT PARALARI VATANDAŞTAN ALINIRMIŞ? 
Ambulans helikopterler ve uçakların hizmetlerinden bahseder misiniz? 
Türkiye genelinde 17 helikopter 3 uçak ambulansla hizmet veriliyor. Erzurum’da 1 tane helikopterimiz var. Türkiye genelinde yaklaşık 15 bin helikopterli vaka taşınmış. Erzurum’da da 900 civarı vaka taşındığını söyleyebilirim. Bunların yüzde 60’ı ulaşımı zor olan ilçelerden yapıldı. Uçak ambulanslar 2010 yılında hizmete başladı. 2002 yılında ambulans hizmetleri ilçelerin önemli kısmında ambulans hizmeti yoktu. Yalnızca Oltu, Hınıs Horasan’da vardı. Şu an 112’nin 35 ambulansı bulunuyor. O dönemlerde ilçelerden 2002 yılında 5200 kişi taşınmış. Üstelik mazot parası vatandaştan alınarak taşınmış. Ama 2006 yılında sosyal güvencesi olsun ya da olmasın 50 bin kişi taşınmış para alınmadan taşıma yapılmış. 

PRATİSYEN HEKİMLİĞİN SAYGINLIĞINI ARTIRDIK 
Çok sıklıkla gazetelerin üçüncü sayfalarında görmeye alıştığımız hastaların rehin kalma vakaları sürüyor mu? 
Hastanelerde hastalarımız rehin kalmıyor. 2007 seçimlerinin hemen sonrasın Sağlık Bakanımız Recep Akdağ’ın hiçbir hastanede rehin kalınmayacak diye açıklaması var. İnsana odaklı bakış açısı her anlamda benim hastaneme sağlık ocağıma gelen hasta nasıl kolay hizmet alabilir düşüncesi hâkim. Eskiden sağlık ocakları da sevk memurları gibi hizmet veriyorlardı. Üzülerek söyleyeyim ahır olarak kullanılan atıl durumda bırakılmış sağlık ocakları bile vardı. Bölge Eğitim Araştırma Hastanelerinde yapılan kan testleri yine Halk Sağlığı Merkezi laboratuarlarında toplanıyor ve öğlenden sonra testler bildiriliyor. Aile Sağlığı Merkezlerinin önemli bir kısmında röntgen laboratuarları var. Hekim arkadaşlar artık sevk memurluğundan çıktılar. Pratisyen hekimliğinin saygınlığını da sağlamış olduk. 

BUGÜNÜN PROJELERİ 30 YIL SONRA BİLE GÜNCEL KALACAK 
‘Kader konuşursa insan susarmış’ derler. Diyelim ki siyasete atıldınız ve akabinde Sağlık Bakanlığı görevine getirildiniz. Siz bakan olsaydınız farklı olarak nasıl projeleriniz olurdu? 
Çok zor bir soru. Prof Dr. Recep Akdağ nedeniyle cevabını vermekte zorlanacağım bir soru. Önceden oturup düşündüğümde hayal ettiğim çok projeler vardı. Fakat Akdağ’ın yaptığı çalışmaların 30 yıl sonra bile çok güncel olduğu gerekli olduğu ortaya çıkacak. Çok değil 2002 yılı öncesine gidelim 2001 yılında Fethiye’de bir Alman’ın ayağı kırıldı. Sadece atel takıldı tedavisini bile Türkiye’de yaptırmadılar direk ambulans uçakla Almanya’ya götürdüler. İnsana değer budur. Aslında 2001’de hayal edilenin bugün Türkiye’de gerçekleştiriliyor olması gururun ve başarının göstergesidir. 

TOPLU REÇETELER YAZILIYORDU 
Sağlık alanında önceki yıllarda ki sorun neydi de bu duruma gelemiyorduk?

Türkiye şartlarında hele ki o yıllarda tam bir kaos vardı. SSK’da Tıp Fakültesi 2. Sınıf öğrencisiyim hasta götürüyorum. Hani Levent Kırca’nın parodilerinde görmüşsünüzdür. Hepimiz bu kadar abartı olurmu diye tepki koyardık. Maalesef aynen öyleydi. Rahmetli Ağabeyimi hastaneye götürmüştüm. Hekimin göz teması diye bir şey yok ağabeyimden şikayetlerini aldı. İki dakika zaman aldı reçete yazdı şunları kullan geçmezse gelirsin diye bende hekimliğe yeni adım atıyorum ya bir an atıldım doktorun bu yaptığına ve tepki gösterdim. O da bana görmüyor musun 50 kişi dışarıda bekliyor diye savunma yaptı. Neden durum böyleydi çünkü doktor kendi muayenehanesinden hastaneye ancak saat 10 olunca geliyordu. Sabah iki saat muayene yapıp öğlenden sonra yine muayenehanesinden arta kalan zamandaki iki saatlik kısımda da hastaneye geliyordu. Günde dört saatlik muayene ile elbette hasta yığılması olacaktır. Şunu da söyleyeyim muayenehaneden gelip tedavi gören hasta ile hastanede muayene olan hastalar arasında bile ayrım oluyordu. Haliyle hastanın da bakış açısı değişiyordu para vermiş öncelik bekliyor. Hocaya para veren devlete para verenden daha çok itibar görüyordu. Bilhassa aile hekimliği sistemimizde Aile hekimlerinin uzaktan eğitimle bilgilerini güncellemelerini önemsiyorum. Aile hekimlerine yönelikte bakanlığımızın bu modeli geliştirilmesi benim gördüğüm tek eksiktir.

 

HABER GÖRSELLERİ